• 16 şubat 2018 yılmaz özdil yazısı

    1.
    Aylardır Amerika'ya kafa tutar gibi yapıp halkı oyalayanların gerçek yüzlerini ortaya koyan, aynı zamanda tarihe de ışık tutan yazı. Türkiye'de sağcıların amerikalılar ile ne denli dost olduklarını açıkça gösteriyor. Yazının sonu ise saksıya fesleğen gibi oturtmak anlamı taşıyor. Keyifle okuyunuz.

    --spoiler--
    istanbul'da doğdu.
    Annesi felsefe öğretmeniydi.
    Babası edebiyat öğretmeni.
    Dedesi, milli mücadele sırasında Muğla yöresinde Kuvayi Milliye komutanıydı.
    *
    Babası, TBMM kararı alınmadan Anayasa'ya aykırı olarak Kore'ye asker gönderilmesini protesto edenlerdendi, hapse tıkıldı.
    Aynı meseleden annesini sürgüne gönderdiler.
    *
    ODTÜ'ye girdi.
    Mimarlık okuyordu.
    ingilizce Fransızca italyanca Latince öğrendi. Yabancı dillere böylesine hakim olmasına rağmen, ODTÜ'deki Amerikalı öğretim görevlileriyle alay ediyordu, “bunca sene okuduk ama ingilizce sadece üç kelime öğrenebildik, Yankee go home” diyordu!
    *
    Bir gün… 06 001 CA plakalı siyah Cadillac, rektörlüğün önüne parketti. Sekiz silindirli zırhlı makam aracının sağ arka koltuğunda Robert Commer oturuyordu. ABD Ankara Büyükelçisi'ydi. Gizli saklı değil, harbi harbi CIA casusuydu. Vietnam'da görev yapmış, 60 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan Phoenix projesini yürütmüş, Türkiye'ye atanmıştı. Türkiye'yi ABD'nin kucağına oturtan sayın hükümetimizin kankasıydı. ODTÜ rektörüne öğle yemeğine gelmişti. Öğrenciler Cadillac'ın etrafını sardı, aslında otomobili araklayıp elçiyi yaya bırakarak madara etmeyi düşünüyorlardı ama, kontak anahtarını alamadılar, hobaraaa, ters çevirip yaktılar. ABD elçisi pencereden seyrediyordu, kalbi kırıldı, “kuruluşuna bizzat Birleşik Amerika'nın dostane destek sağladığı bu üniversitede böyle bir hadisenin cereyan etmiş olması, bilhassa şayanı teessüftür” dedi. Nankörler demek istiyordu yani… Ertesi sabah, bizim sayın hükümetimiz resmi olarak özür diledi, Cadillac'ın parasını ödedi.
    *
    Maddi tazminat peşin peşin ödenmiş, manevi tazminat eksik kalmıştı. Taksit taksit onu da ödettiler. Cadillac'ı ters çeviren öğrencilerden ikisi asıldı, ikisini jandarma öldürdü, üçünü polis öldürdü, gerisi hapse tıkıldı.
    *
    Biri Sinan'dı.
    *
    Çok yakışıklı delikanlıydı. Espriliydi, artistlerin taklitlerini yapar, gülmekten kırar geçirirdi. italyanca şiirler okurdu. Sakıncalı bulunduğu için Türkçe'ye çevrilmeyen kitapları, orijinallerinden okurdu. Arkadaşlarını organize eder, Anadolu köylerine götürürdü, gönüllü olarak amele gibi çalışır, ilkokul binaları inşa ederlerdi. Varto depreminde bölgeye koşup, giyecek götürmüşler, depremzedelere ellerinden geldiğince yardım etmeye çalışmışlardı.
    *
    Cadillac meselesinden sonra arkadaşlarıyla birlikte Nurhak Dağları'na tırmanmış, kubbe'yi basmaya kalkmıştı. Kubbe, Kürecik'teki Amerikan radar istasyonuydu.
    *
    Sayın ahalimizin haberi bile yoktu ama, Amerikalılar çoktan saptamıştı, Kürecik'in coğrafyadaki yeri idealdi, görüş alanı eşsizdi. Seneler seneler sonra AKP döneminde modernize edilen Kürecik radarı, iki bin 300 kilometrelik hassas menzile sahipti, beş bin kilometreye kadar yolu vardı. Dört bin kilometre uzakta mesela, havaya fırlatılan tenis topunu bile takip edebiliyordu. Elbette uzaydan da görüyorlar ama, özellikle israil'e yönelen füzelerin rotasını buradan takip etmek çok daha güvenliydi. Nasıl olsa Türkiye toprakları da Amerikalıların babasının çiftliğiydi, istediği yere istediği gibi füze de kondurabilirdi, radar da kondurabilirdi.
    *
    Sinanlar işte bu radara gidiyordu. “inekli” köyünün muhtarı ihbar etti. Jandarma tarafından çembere alındılar. “Biz bu memleketin çocuklarıyız, tam bağımsız Türkiye” dediler ama, nafile, hepsi katledildi.
    *
    Radar kurtulmuştu. Şükürler olsun. Sayın hükümetimiz çok sevindi, sayın hükümetimiz çok sevinince sayın ahalimiz de çok sevindi.
    *
    Öğretmen annesi babası, evlatlarının cenazesini almaya geldiler. Annesi, sayın ahalimize şu tarihi sözleri söyledi: “Bu, oğlum Sinan… Bunlar da, onun arkadaşları… Onlar da benim oğullarım… Bu çocuklar, bu oğullar, bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı, güzel çocuklardı. Dileselerdi, düzenin adamı olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar halkı, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarınızı omuzladılar.”
    *
    Sayın ahalimiz dinledi dinledi dinledi, sonra din sömürücüsü partilere oy vermeye devam etti.
    *
    Sinanlara kıyanlar, daima, muhafazakar adı altında bu memleketi Amerikalılara peşkeş çeken din sömürücüsü siyasiler oldu.
    *
    Şimdi diyorlar ki, Kürecik'i kapatırız, incirlik'i kapatırız, Amerikalılara Osmanlı tokadı vururuz filan… Hadi len!
    --spoiler--

    Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2...l/osmanli-tokadi-2224004/
    10 ... alkolik oldum
  • matkap kullanmasını bilen kız

    1.
    Yıldız, akıllı vida gibi anektodlara hakim, ıvır zıvır için tamirci beklemeyen kızdır.
    10 -4 ... alkolik oldum
  • yan keski kerpeten ve penseyi ayırt edebilen kız

    1.
    Saygı duyulası, önünde ceket iliklenesi, en asil duyguların insanı olan kızdır.
    14 ... alkolik oldum
  • e devlet alt üst soy bilgisi sorgulama

    666.
    Antepli çıktık be.

    e devlet alt üst soy bilgisi sorgulama
    9 -1 ... alkolik oldum
  • anın görüntüsü

    32974.
    anın görüntüsü
    anın görüntüsü
    19 ... alkolik oldum
  • okan bayülgen

    6095.
    En çok medya eleştirisi yapıp yine en çok eleştirdiği konuları kendisi uygulayan kişi.

    Sorsanız bu abiye sabah akşam magazinleşme olgusundan bahseder ama yaptığı talk show'lar ortada.
    6 -1 ... alkolik oldum
  • solculardaki ahlaksızlığı meşrulaştırma çabası

    7.
    Hırsızlığın meşrulaştırılması, tecavüzün yasallaştırılması, rant/talan Ve peşkeşin normal hale gelmesi solcular tarafından gerçekleştirilmediği için asılsız iddia.
    8 -2 ... alkolik oldum
  • 15 şubat 2018 yılmaz özdil yazısı

    1.
    Afrin şehidimize gelen haciz dramını siyasi şova çevirenlere karşı geçmişte şehitlerimize, şehit ailelerine ve gazilere gelen icraları, hacizleri hatırlatan harika yazı.

    --spoiler--
    Afrin şehidimizin evine haciz gönderildi. Asrın liderimiz bu vicdansızlığa isyan etti, “şehidimize haciz muamelesi yapmak kimsenin haddine değildir, bu terbiyesizliği yapanlar hakkında takibat yapılacaktır, devlet böyle bir acze düşmez, düşürenlere de hesabı sorulur” dedi. Adalet bakanlığımız, Afrin şehidimize haciz koyduran avukat hakkında suç duyurusunda bulundu.
    *
    Helal olsun.
    *
    Ama…
    *
    2006'da Şemdinli'de şehit düşen Halil Kömür'ün babasına, asrın liderimize hakaret ettiği iddiasıyla dava açıldı, şehit babasına 11 ay 25 gün hapis cezası verildi.
    *
    2005'te Van Gürpınar'da şehit düşen Kansu Gül'ün annesine, yasa gereği Emekli Sandığı'ndan maaş bağlandı, sağlık karnesi verildi, kadıncağız oğlunun acısıyla felç olmuştu, hastanelerde tedavi gördü, beş yıl sonra 15 bin lira fatura çıkarıldı, ölmüş kocandan Bağkurlu olduğun için Emekli Sandığı'ndan faydalanamazsın denildi, 430 liralık maaşına haciz konuldu.
    *
    2012'de izmir Foça'da askeri aracın geçişi sırasındaki patlamada şehit düşen Özkan Ateşli'nin istanbul'da oturan babasına, oğlunun şehit düşmesinden 20 gün sonra, alt tarafı 800 liralık elektrik borcu nedeniyle haciz geldi. Şehit babası erteleme istedi, kabul edilmedi.
    *
    Kuzey Irak'ta mayına basarak sağ bacağını kaybeden gazi Nurettin Paksoy, bankadan kredi çekerek 93 bin liraya elektronik protez bacak taktırdı, SGK faturayı pahalı buldu, bu parayı ödemedi, sadece 54 bin lirasını ödedi, 2015'te gazinin protez bacağına haciz geldi.
    *
    Ömür Gezdiren, ömrünün en güzel günlerini terörist peşinde gezdiriyordu, mayın patladı, şakağına şarapnel saplandı, suratı darmadağın oldu. Aylarca komada kaldı. Kör oldu. Beyninde hasar oluştuğu için parkinson'a yakalandı. Konuşmakta güçlük çekiyor, vücudu zangır zangır titriyordu. Baba yok. Kardeş yok. Hayattaki tek varlığı olan annesiyle oturuyordu. 2011'de Ayedaş'a gittiler, gazilere tanınan indirimden faydalanmak istediklerini anlatmaya çalıştılar. Görmüyor, heceleye heceleye konuşuyor, titriyordu, banko memuru sıkıldı! Evrakların eksik diyerek, kestirip attı. Tartışma çıktı. Güvenlik görevlisi Ömür'ün üstüne yürüdü, anne çığlık attı, Ömür panikledi, koruma içgüdüsüyle hamle yaptı, zaten sinir sistemi haşat, eline koluna hakim olamıyor, bankoda duran elektronik sayaç düştü, kırıldı. Ömür bayıldı. Ambulansla hastaneye götürüldü. Bedensel çaresizliğinden asabı oynamış, krize girmişti, bayılma sebebi buydu. Yedi ay sonra… Kapı çalındı, postacı gelmişti, ellerine zarf tutuşturdu. Açtılar. Anne okudu, gazi dinledi. Mahkeme celbiydi. Kamu malına zarar vermekten dava açılmıştı, üç sene hapsi isteniyordu! Hakkari dağlarında gözünü, beynini, hayatının geriye kalan kısmını bırakan gazi, devlete zarar vermişti yani!
    *
    2012'de asrın liderimiz “şehitlik gazilik sektör haline geldi, gazi olabilirsin, eyvallah, bununla övün ama istismar etmeyin” dedi.
    *
    2014'te Muş'ta askerlik görevini yapan Uysal Doğan şüpheli şekilde hayatını kaybetti, öldürüldü mü, intihar mı etti, tespit edilemedi. Genelkurmay başkanlığı Uysal'ın babasına resmi yazı gönderdi, Uysal'ın ölümüne sebep olan G3 mermisinin parasını istedi! Merminin fiyatı 1 lira 11 kuruştu. Mazallah bu para ödenmezse, devletimizin hazinesi 1 lira 11 kuruş zarar ederdi!
    *
    2007… Şırnak'ta tuzaklanmış bomba infilak etti, vücuduna elektrik verilmiş gibi hissetti, sol koluna baktı, sol kolu yoktu, bacağına sanki kaynar sular dökülmüştü, baktı, bacağı da yoktu, doğrulmaya çalıştı, ayakucunda çukur vardı, baktı, bacağının parçaları duruyordu çukurda, kelime-i şehadet getirdi, çatışma devam ediyordu, tüfeği aklına geldi, tüfeğimi alayım vuruşayım diye düşündü, baktı, sağ kolu erimiş plastik gibi damlıyordu yere… O an farketmemişti ama, sol gözü de gitmişti. Yılmaz Yiğit… Kahraman ruhu teslim olmadı, ameliyat üstüne ameliyat, hayata tutundu, Işık Koşaner'in girişimiyle kol protezi takıldı, ilker Başbuğ'un desteğiyle ABD'ye gönderildi, aylarca tedavi gördü, protez bacak takıldı, artık hiç olmazsa ayakta durabiliyordu. 2014… Ankara'da belediye otobüsüne bindi, şoför “kartını bas” dedi, kollarını gösterdi, “gaziyim, ellerim yok, kartım arka cebimde, siz alır mısınız lütfen” dedi, şoför “ne demek elim yok, hayret bi şey yav, çıkartıp göstereceksin” dedi, tartışma çıktı, şoför efendi bağırdı, gazimize “hayvan oğlu hayvan şerefsiz” dedi.
    *
    Mehmet Gençer, Şırnak'ta şehit düşen astsubay Serhat Gençer'in babasıydı, aynı zamanda, Bingöl'de şehit düşen üsteğmen Serkan Gençer'in amcasıydı, aynı zamanda, Şehit Aileleri Federasyonu Başkanı'ydı. 2014'te… Şehit amcası ve şehit babası olan Mehmet Gençer'e, asrın liderimize hakaret ettiği iddiasıyla dava açıldı, üç sene hapsi istendi, bir sene hapis cezasına çarptırıldı.
    *
    E şimdi…
    Afrin şehidimizin evine haciz gönderildi.
    Asrın liderimiz “bu terbiyesizliği yapanlara hesabı sorulur” diyor.
    Yandaş medya “tarihimizde böyle vicdansızlık görülmedi” diye manşet atıyor.
    Adalet bakanlığı haciz gönderen avukat hakkında suç duyurusunda bulunuyor.
    *
    Afrin şehitleri hepimizin şehidi.
    Peki, öncekiler kimin şehidiydi?
    *
    Afrin şehitlerimiz vatan için canını veriyor.
    Öncekiler Tanzanya için mi canını verdi?
    *
    Afrin şehitlerimiz bayrak için şehit oluyor.
    Öncekiler perdelik kumaş için mi şehit oldu?
    *
    Şehitlerimizi, 15 Temmuz şehitleri diye ayırdığınız yetmedi, şimdi de Afrin şehitleri diye mi ayıracaksınız?
    --spoiler--

    Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2...dil/sehide-haciz-2221374/
    15 ... alkolik oldum
  • ilker başbuğ

    990.
    Kozmik odaya girilirken gerektiği kadar direnememiş Genelkurmay başkanı.
    8 -5 ... alkolik oldum
  • abd ile laf çakma anlaşması yapmak

    3.
    Rte hazretlerinin eylemi.
    Abd'ye gidip kürsüde ağzına geleni söylüyor.
    Kürsüden inince arka odada 12 milyar dolara ABD'den uçak satın alma anlaşması yapıyor.
    Tam komedi. Bunu yutanlar ise daha büyük komedi.
    9 ... alkolik oldum
  • hilti kullanabilen kız

    1.
    Şantiye tozu yutmuş, delme ve kırma işlerinde usta kızdır.
    7 ... alkolik oldum
  • spiral kullanmasını bilen kız

    1.
    En asil duyguların kızıdır. Avuçlarında Nasır bile vardır.
    6 -7 ... alkolik oldum
  • 18 mart 2018 medipol başakşehir beşiktaş maçı

    4.
    Başakşehir'in kazanması halinde ikili averaj etkeni de Lehlerine olacağı için Beşiktaş'ın şampiyonluk ihtimalinin büyük oranda azalacağı maç.

    Beşiktaş'ın 2. Yarı Galatasaray maçı ile birlikte en kritik maçıdır.
    7 ... alkolik oldum
  • rakıyla antibiyotik içmek

    1.
    Ciğer, böbrek, dalak çökerten eylem. Antibiyotiğin etkisini de azaltacağından tavsiye edilmez.
    9 -1 ... alkolik oldum
  • sevgililer günü kapitalizm ürünüdür

    21.
    Sapların züğürt tesellisi.
    4 -1 ... alkolik oldum
  • örnek alınacak insanlar

    27.
    örnek alınacak insanlar
    10 ... alkolik oldum
  • din tüccarlığı

    67.
    Bol palavra, hurafe ve yalanla rahatça sermaye oluşturulabilecek bir ticaret şekli.

    Tek yapmanız gereken; dini oluşturan asıl kitabı (kutsal kitabı) müşterilerinize okutmamak, okusalar da anlamayacaklarını aşılamak. O saatten SOnra her türlü palavrayı dinin öğesi diye kolayca yutturabilirsiniz. iyi bir hayal gücünüz varsa gazete, dergi, dernek derken kısa vadede holdingleşebilirsiniz.
    4 ... alkolik oldum
  • cemaat ve tarikatlara giriş amacı

    26.
    Anne ve babanın emrivakisini yerine getirmektir.

    Maalesef cemaat Ve tarikatlara katılanların %70'i çocuk Ve ergenlik çağlarında anne/babalarının yönlendirmesi sonucu gidiyor. Bu anne ve babalar cahil oldukları için çocuklarının o cemaat Ve tarikatlarda iyi din eğitimi alıp, dindar bir birey olarak yetişeceklerini zannediyorlar.

    Düzgün anne ve babalık çocuğun eğitim dönemi boyunca iyi yönlendirilmesiyle, kültür-sanat ve spor branşlarına gönderilmesiyle yapılır.
    5 -4 ... alkolik oldum
  • 14 şubat 2018 yılmaz özdil yazısı

    1.
    Usta kalem Yılmaz özdil'in yine akape ve akapelileri ağır rencide ettiği, çatır çatır ayar verdiği Harika yazıdır.

    --spoiler--
    Ankara belediye başkanı “aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun” diyerek, ABD büyükelçiliğinin önündeki Nevzat Tandoğan caddesinin adını Zeytindalı caddesi olarak değiştirme kararı aldı.
    *
    Amerikalılar işte şimdi mahvoldu!
    *
    Gazetelerimiz bangır bangır duyurdu.
    “Çıldırtan hamle” manşeti atan var.
    “Osmanlı tokadı” başlığı atan var.
    “Misilleme” diyen var.
    “ikinci zeytindalı harekatı” diyen var.
    “Hakettikleri cevabı aldılar” diyen var.
    “Zeytindalı ayarı” diyen var.
    “Diplomatik zeka” diyen var.
    “Conilerin adresi şaştı” diyen var.
    “Beyaz Saray şokta” diyen var.
    *
    Breh breh breh.
    *
    Bizim Sözcü gazetesi bile pek beğenmiş.
    “Flaş tepki” diye başlık atmış.
    *
    Sayın yalaka basınımızın pişmiş aşına su katmak istemem ama…
    *
    ABD büyükelçiliğinin adresi ne?
    (Gir internete bak.)
    Atatürk Bulvarı, numara 110, Kavaklıdere, Ankara.
    *
    E hani Nevzat Tandoğan caddesi?
    *
    ABD büyükelçiliği Atatürk Bulvarı üzerindedir, adresi orasıdır, önünden geçerken Amerikan bayrağını gördüğünüz bulvarın adı Atatürk'tür, siz mesela bir evrak göndermek isterseniz “Atatürk Bulvarı” yazmak zorundasınız, dolayısıyla adres madres değiştirilmedi.
    *
    ABD elçiliğinin iki yan sokağından biri Nevzat Tandoğan sokağıdır. Doğru. Fakat… ABD elçiliği açısından “stratejik” önemi olan sokak, Paris sokağıdır. Çünkü vatandaşla temas edilen sokak, burasıdır. Vize işlemleri için giderseniz, ziyarete giderseniz, Paris sokağındaki kapıdan girmek zorundasınız. Güvenlik noktası, x-ray cihazları filan Paris caddesi üzerindedir.
    *
    O halde soru şudur…
    Amerikalılara posta koyuyormuş gibi yaparken Nevzat Tandoğan'ın adını neden siliyorsunuz?
    Nevzat Tandoğan Amerikalı mı?
    Amerikalılara mı gıcıksınız, yoksa aslında Nevzat Tandoğan'ı mı ortadan kaldırmak istiyorsunuz?
    Mesela neden ABD elçiliğine gelen herkesin her gün göreceği Paris caddesinin adını değiştirmiyorsunuz?
    Paris, yerli ve milli mi?
    *
    Ve, hepsinden önemlisi.
    *
    “Aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun” diyerek, güya ABD elçiliğinin sokağının adını değiştiriyorsunuz ama…
    Aynı ABD elçiliğine daha kocaman elçilik binası yapmaları için Atatürk Orman Çiftliği'nin 37 bin metrekaresini peşkeş çeken kimdi?
    Nevzat Tandoğan mı?
    *
    Başkentimizin göbeğinde Afrin kadar araziyi Amerikalılara vermediniz mi kardeşim?
    *
    Mustafa Kemal'in Türk milletine armağanı olan, manevi mirasımız olan Atatürk Orman Çiftliği'ni Amerikalılara sattığınızda “aziz şehitlerimizin ruhu” şad olmuş oluyor mu?
    *
    Amerikalılar yeni elçilik binasını dikip, yeni adresine taşındığında… Amerikalılara Osmanlı tokadı vurmak için Atatürk Orman Çiftliği'nin adını Afrin orman çiftliği mi yapacaksınız?
    --spoiler--

    Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2...ytindali-caddesi-2218924/
    19 -8 ... alkolik oldum
  • ölüm

    3712.
    Her seferinde fazla etkileyen gerçeklik.

    Bi boksör vardı. 70'li yaşlarda. Almanya'dan uyuşturucu nedeniyle sınır dışı edilmiş, ailesinden ayrılıp Antalya'ya gelmiş. Çocukluğumdan beri kaleiçi'nde yaşardı. Saat kulesi'nin önünde turist avına çıkar, turistleri bildiği dükkanlara götürüp alışveriş yaptırır Ve komisyon alırdı. Her akşam da diğer hanutçu kankalarıyla içerlerdi. Ucuz pansiyonlarda kalarak yaşamını idame ettirirdi.

    Bu adamın kardeşleri de amcamın Berlin'den sık görüştüğü arkadaşları... gel zaman git zaman yaşlandı. Geçen yıl birisi bıçakladı, hastaneye yattı. Orada prostat kanseri olduğunu öğrendi. Amcam gelmişti o ara, hastanede ziyaret etmiştik. Kardeşleri para göndermiş, onu vermiştik. Hastanede kötü halini gören hemşireler onun adına SGK'ya başvuru yapıp huzurevinde kalması için uğraşmış. Fakat geçici bir ikametgah gerekiyordu. Kardeşi amcam vasıtasıyla beni arayıp rica etti, bizim eve geçici ikametgah aldırdık. Tabi o hastaneden çıktığından beri kardeşlerinin gönderdiği parayla ucuz pansiyonlarda kalmaya devam...

    Geçen hafta SGK'dan eve gelip onu sordular. Huzurevinde kalma hakkı kazanmış. Hemen amcamı aradım, kardeşlerine haber verdi. Ne yapması gerektiğini araştırmaya başladılar.

    Bu sabah kardeşi beni aradı. Eve gelen memurlara nasıl ulaşabileceğimizi konuştuk. Kapatırken de boksörün durumu iyi değil, görsen şaşırırsın ama şuraya bir yatsın biraz iyi olur dedi. Pazar günü iş-güç için amcam gelmişti, 2-3 saat önce kardeşiyle yaptığım bu konuşmayı anlattım amcama. Amcam da yarın gider bakarız demişti, daha 2-3 saat önce...

    Az evet amcama telefon geldi, boksörün kardeşinden. Bugün vefat etmiş. Sabah huzurevine aldıracağız, yarın gidelim bakalım dediğimiz adam bugün ölmüş. Boğazım düğümlendi, aradım kardeşini. Cengiz abi dedim başımız sağolsun, sabah ne konuşuyorduk, şimdi ne oldu.

    Hakikaten bu ölüm denen şey çok zamansız be.
    7 ... alkolik oldum
  • yeni şeyler getiriyorum